İlişkilerde Kaygılı Bağlanma
İlişkilerde kendini güvende hissetmemek, sürekli huzursuz ve tedirgin olmak, ‘’Her şey yolunda mı, iyi miyiz, beni eskisi kadar seviyor mu?’’ gibi yakınlık mesafesini sıkça kontrol etmek kaygılı bağlanmada yaygın görülen örüntülerdir. Bu örüntülerin içinde davranışlarımızı anlamlandırmakta, neye ihtiyacımızın olduğunuzu bulmakta zorlanabiliriz. İlişkilerdeki ihtiyacımızı fark etmenin önemli bir yolu bağlanma stilimizi anlamaya çalışmak olabilir.
Yetişkinlikte gözlemlediğimiz bağlanma stilleri; güvenli, kaygılı ve kaçıngan olarak sınıflandırılır. Yakın ilişkilerde sergilediğimiz veya bize sergilenen davranışların nedenlerini anlamakta zorlandığımızda, bağlanma stillerine ait tanımlamalar bize önemli bilgileri bize sunar. Bağlanma stilimizin farkında olmak için, erken çocuklukta ebeveynlerle kurduğumuz duygusal bağı değerlendirmekle başlayabiliriz. Bununla ilgili çocuklara ‘’Yabancı Ortam’’ deneyi yapılmıştır. 12-18 aylık bebekler kısa süreli annelerinden ayrılmış ve yeniden bir araya gelmiştir. Kaygılı bağlanan çocuklar annelerinin yokluğunda oldukça kaygılı fakat anneleri yanına geldiğinde de kaygıları devam etmiş, azalmamıştır. Annelerinden yakınlık ve temas istese de öfke ve dirençleri gözlenmiştir. Bu deneyde görüldüğü gibi çocukluk döneminde ebeveynlerimizle kurduğumuz etkileşim sonucu bir bağlanma deneyimi elde ederiz. Bu deneyimler yetişkinlikteki sosyal ve romantik ilişkileri şekillendirebilir.
Yetişkin ilişkilerindeki kaygılı bağlanmada sıkça görülen örüntülerden bahsedebiliriz. Öncelikle yoğun kuşkuyla birlikte reddedilme, terk edilme duygusunun aktif olduğunu görebiliyoruz. Aramalara veya mesajlara kısa sürede dönüş yapılmadığında, uzun süre haber alınmadığında, istediği ilgiyi göremediğinde zihinde alarm sistemi devreye girer. Gerçekçi yorumlamalar yapmak ve deneyime yansız bakabilmek yerine zihin dış dünyanın gerçekliğiyle ilgilenmeyi bırakır. İşlevsel olmayan senaryolarla oluşturduğu gerçeklikle hareket eder. ‘’Kesin beni önemsemiyor, benden gizli bir şeyler yapıyor, benden sıkıldı.’’ gibi yorumlarla ilişkide tepkisel davranışlar gösterilir. Kısa süre ulaşılmaz olma ya da uzun uzun açıklamalar yapma, telefonu kapatma, engelleme ya da çok sık kontrol etme, arama gibi tepkiler verilir. Bu tepkilerin de asıl amacı ilişkiden uzaklaşmak, sonlandırmak değil; onay arayışı, tekrar ilgi ve çabayı görüp sevildiğine veya değer gördüğüne ikna olmaktır. Duygusal dalgalanmaları sık yaşayan kaygılı bağlanan belirsizlikleri tolere etmekte de zorlanabilir. Tepkisel davranışlarının sonucunda kısa süreli rahatlama yaşasa da genel güven duygusunun tehlikede olduğunu düşünebilir. Özellikle kaçıngan bağlanan kişilerle kurdukları ilişkide alarm sistemi sürekli aktiftir, yakınlık daha çok kontrol edilir, tetikleyiciler daha fazladır. Yüksek kaygı sonucunda, ilişkideki kişiye bağımlılık örüntüleri de kendini gösterebilir.
Kaygılı bağlandığınızı düşünüyorsanız veya yakın ilişkilerinizde kaygılı bağlanmayla karşı karşıyaysanız ilişkide yolunda gitmeyen durumları farklı açılardan düşünmeye başlayabilirsiniz. Yakın ilişkilerdeki anlaşmazlıklar, tartışmalarla çoğu zaman yüzeysel ilgilenilir. Asıl ilgilenilmesi gerekilenle yani onay ihtiyacı, güven ihtiyacı, reddedilme endişesi gibi konulara yeterince alan açılmayabilir. Kaygılı bağlanan kişi telefonu istediği zaman yanıtlamadığınız için sizinle tartıştığında siz de kendinizi savunabilirsiniz. Fakat burada konunun telefon aramasıyla ilgisi olmayabilir. Ya da onay almak istediğiniz bir durumda karşınızdaki kişi beklediğiniz cevabı vermeyebilir ve siz bunu değersizlik olarak düşünebilirsiniz. ‘’Bu ilişkide ihtiyaçlarım karşılanıyor mu?’’ sorusuna cevap ararken bağlanma stilleri hakkında bilgi sahibi olmak önemlidir. Çünkü bazen ihtiyacımız ilişkide çok sık aranıp mesaj atılması değil, değer görme arayışımız. Bu ayrımı fark etmeye başladığımızda ihtiyaçlarımıza yüzeysel değil daha derin bakmaya başlarız. Bağlanma ile ilgili farkındalığımız arttıkça ilişkilerde ihtiyaçlarımızı ifade etmek daha işlevsel hale gelir. Bu sayede ilişkideki davranışlarımız ve deneyimlerimiz iç dünyamızda anlam kazanır.
Bu süreci bir uzmanla birlikte yönetmek ister misiniz?
Danışmanlık için hemen iletişime geçin.

