Kübra Arslan Aktaş Logo
Randevu Al
arrow_backTüm Yazılar
Neden mükemmel olmaya çalışırız?
Mükemmelliyetçilik23 Nisan 2026schedule3 dk Okuma

Neden mükemmel olmaya çalışırız?

‘‘Kötü bir resim asarım korkusuyla hiç resim asmadım, kötü yaşarım korkusuyla hiç yaşamadım’’

Oğuz Atay, Tutunamayanlar

​Kendimize karşı beklentilerimiz, taleplerimiz mükemmel olma üzerine kurulduğunda hayat bizim için daha zor bir yer haline gelir. Kusursuz ve hatasız olana ulaşmanın bizi daha iyiye götüreceğini sanıyoruz. İşlerimizi bu yüzden tamamlayamıyoruz, hedeflerimiz üzerine harekete geçmekte zorlanıyoruz, erteliyoruz veya olması gerekenden daha fazla çaba ve zaman harcıyoruz. Hiç tamamlayamadığımız listelerimizle olana değil olması gerekene odaklanıyoruz.

​Hepimizin hayatta farklı ihtiyaçları var. Sevilme, değer görme, onaylanma gibi birçok ihtiyaç deneyimlerimiz sonucunda ortaya çıkar. İhtiyaçlarımızın karşılanabilmesi için kendi yöntemlerimizi üretiriz. Örneğin çok başarılı olan bir çocuk ailesi tarafından bu şekilde değer göreceğini düşündüğünde başarısını sürdürmek ister. İş hayatında hata yaptığında güvensiz hisseden bir çalışan bu durumla karşılaşmamak için işleri hatasız ve kusursuz yaparak rahat ve güvende hisseder. Mutluluk arayışında olan bir kişi, sahip olduğu koşullar yerine mükemmel koşullara ulaştığında mutsuzluğunun biteceğini düşünür. Romantik ilişki içerisinde kendisine ideal partner olma üzerine bir sorumluluk yükleyen kişi veya partnerinin mükemmel özelliklere sahip olması gerektiği inancı da mükemmeliyetçi düşünceyle ilgili olabilir. Tüm bu yöntemlerimiz içerisinde bazen beklentilerimiz ve isteklerimiz aşırılığa gider. Gerçekçi olmayan, ulaşılmaz hedefler belirlediğimiz için sahip olduklarımız / yapabildiklerimiz / tamamladıklarımız çoğu zaman yeterli gelmez.

​Mükemmelliyetçiliğin içerisinde çoğu zaman gördüğümüz yaklaşım ‘‘Ya hep ya hiç’’ düşüncesidir. Bu düşüncedeki iki uç eylemlerimizi başarısız olarak görmemize sebep olur. Yani bir iş kusursuz/mükemmel değilse başarısızdır. Yeterince iyi olması kabul edilmez. Bu tarz gerçekçi olmayan yüksek standartlar belirlediğimizde kendimize daha acımasız oluruz. Gelişimi göz ardı etmeye daha yatkın oluruz, çünkü karşılaşılan hataya, eksiğe, kusura daha çok odaklanırız ve bunları genelleyip devam etmeye ve ilerlemeye karşı motivasyonumuz azalır.

​Mükemmelliyetçi yaklaşımın bize iyi gelmediğini, çoğu zaman başarıya götürmediğini, deneyim ve keşif alanımızı küçülttüğünü, kendimizle ve başkalarıyla olan ilişkilerimizi zedelediğini görebilmek için ihtiyaçlarımıza daha çok odaklanmamız gerekebilir. İhtiyaçlarımıza daha yakından bakabilmek için kendimize sorabileceğimiz belki de en önemli soru şu: ‘’Mükemmel olursa/olursam iç dünyamda neyin değişeceğini umuyorum, hangi ihtiyacımı karşılamaya çalışıyorum?’’ (Örneğin: kabul görmek, eleştirilmemek, değerli hissetmek…) Mükemmel olma çabasını bıraktığımızda bizim için asıl önemli olanı görmeye başlarız. Bunun için iç dünyamızda daha şefkatli bir alan açıp yeterince iyi olanı orada değerlendirmeye başlamalıyız.

Bu süreci bir uzmanla birlikte yönetmek ister misiniz?

Danışmanlık için hemen iletişime geçin.

Randevu Al